Bu haber 01 KASIM 2011, SALI 13:10:28 tarihinde eklendi. 4961 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Artvinli Yazar, Ozan Deli Çoruh’u tanıttı

Yazar Aydın Karasüleymanoğlu, yine önemli bir tanıtıma imza attı.
Artvinli Yazar, Ozan Deli Çoruh’u tanıttı Artvinli Yazar Aydın Karasüleymanoğlu, yazdığı ve bir çok dergide yayınlattığı yazıda Artvin’in yetiştirdiği önemli şairlerden İbrahim Haholu yani Ozan Dile Çoruh’u bizlere tanıttı.
Hemşerilerine destek veren Yazar Aydın Karasüleymanoğlu, yazısında Ozan Deli Çoruh’un kişiliği ve çalışmalarına ilişkin bilgi aktardı. “Ozan Deli Çoruh Ve Artvin Güzeli” başlıklı yazısında Ozan Deli Çoruh’un dünya görüşü ve kişiliği detaylıca anlatılırken bu yazı Karasüleymanoğlu’nun dikkat çeken yazıları arasına girdi. İşte Aydın Karasüleymanoğlu’nun kaleminden Ozan Deli Çoruh.
Yıllardır Artvinli ozan-yazar ve araştırmacıların kitapları hakkında yazılar yazıyorum. Eserlerini tanıtmaya, eleştirmeye çalışıyorum. Onları, kendi sanat anlayışım çerçevesinde nesnel olarak değerlendirmeye, bu arada da önerilerimi iletmeye özen gösteriyorum. Şu anda, değerlendirmem gereken 20 kitap var sırada. Öyle sanıyorum ki, kitaplarını bana gönderen hemşerilerim, benden eleştiri bekliyorlar. Yorumda bulunmamı istiyorlar. Yöremizin özellik ve güzelliklerini, kendi gücüne göre edebiyat dünyasına taşımayı ilke edinmiş bir kişi olarak, bana gelen kitaplar hakkında görüş belirtmeyi ve bunları okurlarla paylaşmayı bir sorumluluk saymaktayım.
Bu sorumluluk çerçevesinde, Ozan Deli Çoruh’un yeni çıkan şiir kitabı “Artvin Güzeli” ile ilgili düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Asıl adı İbrahim Haholu olan Ozan Deli Çoruh’un babası, ben lisede iken Artvin’de görev yapan ağabeylerimizdendi. Bizim lisede okuduğumuz yıllarda, Doğu illerindeki “âşıklık geleneği” önemini henüz yitirmemişti. TV’nun devreye girmesiyle, köy ve ilçelerde eğlence aracı olan bir bakıma da aydınlatmacı işlevi bulunan bu gelenek unutulmaya başlandı. Âşıklar sırtında sazlarıyla köy köy gezmez oldu. İlçe kahvelerinde ilgiyle izlenen âşık karşılaşmaları birer anı haline geldi. 16.Yüzyıldan bu yana yetkililerin tanımlamalarına göre kabul edilen halk ozanlarımızın % 15’nin tek başına Çoruh vadisinde toplanması ilginç bir olgudur. Bu konuda daha önce yazdığım yazılarımda ve geçen yıl ki Yusufeli sempozyumunda sunduğum “Çoruh Vadisi Halk Ozanları” konulu bildiride de bu olgunun tez konusu yapılmasını dile getirmiştim. O yöreden yetişen ozanlarımızın ortak ve ayrışan yanları elbette ki özenle değerlendirilecektir. Ancak her geçen gün Çoruh vadisi ozanlarına yenilerinin ekleneceğini ve bu geleneğin sazla sözle olmasa da yazılı biçimde süreceğini unutmamamız gerekir.
“Artvin Güzeli” Çoruh vadisi ozanlarına eklenecek olan Ozan Deli Çoruh’un ilk şiir kitabı. 128 sayfalık kitapta 111 şiir yer alıyor. Kitaptaki şiirler, âşıklık geleneğine uygun, heceli, uyaklı ve duraklı. Ancak bazı dizelerde duraklara özen gösterilmemiş. Halk edebiyatında en çok yeğlenen ve beğenilen kalıp olarak 6/5 hece ölçüsüdür. Ozan Deli Çoruh da bu ölçüyü esas almış. Kitabın 40-53 sayfaları arasında ise 4/4 hece ölçüsü kullanılmış. Süleyman Çelebi’nin mevlidindeki gibi. Daha çok mani türü için uygun olan bu ölçüyle, duygu ve düşünceleri yansıtmak oldukça zor. Ozan Deli Çoruh, ilk kitabıyla ileride usta bir ozan olma yolunda bazı ipuçları veriyor. Ancak bir ozanın ustalaşması için salt yeteneği, şiiri önemsemesi yeterli değildir. Bir ozanın birikimi, yaşam felsefesi, olaylara bakışı, duygu ve düşüncelerini yansıtma biçimi o ozanın edebi kişiliğini oluşturur. Olgunlaşma dönemine giren Ozan Deli Çoruh, bize göre bir dönüm noktasındadır. Kendini ivedilikle yenilemek, oluşturduğu şiir altyapısını iyi kullanmak durumundadır. O da, her ozan gibi şiirini sağlam temellere oturtmak ve bu temelin üzerine kendi kişiliğini yükseltmek zorundadır. Bunların oluşması için de, şiirini yeterli gören ve kendisine övgüler düzenlerden çok eleştirilerle önünü açan, önerilerle gelişmesini sağlayan dostlarının sözünü dinlemelidir. Bir ozan ya da yazar için övgü “sen olduğun yerde kal, ustalaşmana, kendini geliştirmene gerek yok” anlamındadır. Yersiz övgü eleştiriyi önleyemez ama yararlı bir eleştiri ileride övgüleri artırır. Tüm şiirlerini altını çizerek okuduğumuz Ozan Deli Çoruh için söylemek zorunda olduğumuz bir gerçek var. O da yıpranmış sözcüklerin fazlalığıdır. Yıpranmış sözcüklere aşırı yer verilmesi, şiiri etkisizleştiriyor, gücünü, azaltıyor. Dil zenginliğini arka plana itiyor. Şiirler içinden seçtiğim şu dizeleri hep birlikte okuyalım: “Ağlıyor gözlerim” “yaralı yüreğim” “dünyadan bezdim” “bülbülüm figanda” “umudum kalmadı” “mezarımı kazar zalim” “aktıkça gözyaşım canım acıyor.” Gözyaşı, dedikten sonra acılardan söz etmeye gerek yoktur. Gözyaşı zaten bir olumsuzluğun, acının, hüznün anlatımıdır. Öte yandan, umudu kalmayan birinin topluma bir şey vermesi düşünülemez. Umutsuzluk yenilgileri kabullenmek demektir. Bir ozan umutlu olmalı, geniş kitlelere moral vermeli, gelecek kuşaklara coşku aşılamalı. Yakınma, yazgıya küskünlük bir ozanın işi olmamalı. Her ozan yüreğinde cehennem taşısa da çevresine yaşamı sevdirmelidir. Öte yandan bir ozan çağına tanıklık etmelidir. Yaşadığı dönemin sorunlarını konu almalıdır. Düz şiirde gerekli sayılan soyut betimlemeler, halk şiiri için zorunlu değildir. Halk şiiri halkın ortak sesidir. Halk şiirinde, toplum kendi yaşamından bazı kesitler görmek ister. Beklentilerinin şiirlere yansımasını ister. Bunlar olunca halkın ozanla bütünleşmesi büyük ölçüde kolaylaşır. Adının “Artvin Güzeli” olması nedeniyle, o yöre için yüzlerce yazı ve şiir yazmış bir kişi olarak, kitapta yöremizle ilgili bazı şeyler aradım. Örneğin, doğası HES’ler ve barajlar yüzünden yağmalanan Artvin için Ozan Deli Çoruh’tan vurgulu, dirençli, halkın sorunlarını dile getiren şiirler yazmasını isterdim. Kitap adının “Artvin Güzeli” olması, içinde Artvin ile ilgili bazı şiirlerin bulunması beni sevindirmiştir. Ama adını ele avuca sığmaz, ne zaman ne yapacağı belli olmaz, dünyanın en hızlı akan ırmağı olan Çoruh’tan alan bir ozanımızın, olaylara kadercilik boyutunda bakması da bizi düşündürmüştür. Şiirlerinde gurbet olgusuna çok yer veren bir ozanın, gurbetçiliğe neden olan göç konusuna da değinmesi beklenirdi. Çünkü Çoruh vadisi göçü, gurbetçiliği çok yoğun yaşayan bir bölgedir. Dolayısıyla şiirlere konu olacak çok sorunları vardır.Şiir altyapısını oluşturan, kendisine göre bir birikime ulaşan Ozan Deli Çoruh’un bir yol ayrımına geldiğini söylemeliyiz. Bu yol ayrımında vereceği karar çok önemlidir. Ya kendini yenileyerek geleceğe taşıyacak ya da ya kendini yeterli bulup aynı tarzda şiir yazmayı sürdürecek. Beklentimiz, bu alanda çaba gösteren hemşerimizin kendini yenileyerek, şiire biraz daha fazla emek vererek hak ettiği yere gelmesidir. Örnek aldığını söylediği ozanların yanında, Çoruh vadisinin güçlü ozanlarından Âşık Özeri’yi, Âşık Pervarî’yi, Şair Osman Kaya gibi bu alanda yetkin kişileri de örnek almasını öneririz. İleride daha özgün, dil ve işlediği temalar bakımından daha etkin ürünler ortaya koyacağına inandığımız Ozan Deli Çoruh’u yeni kitabından dolayı kutluyor, başarılar diliyoruz. Değerlendirmemize son verirken Ozan Deli Çoruh’un şiirlerinden seçilmiş bazı dizeleri okurlarımıza aktarmak istiyoruz:
Kitabın 7. Sayfasındaki “Artvin Güzeli” başlıklı şiirden:
Elimde kalemsiz kitapta yazı
Dilimin sözüsün Artvin Güzeli
Karagöl suyusun Kaçkar’ın yazı
Gönlümün özüsün Artvin Güzeli.
Sayfa 35 deki “Gurbette” başlıklı şiirden:
Bedenim yaşıyor her bir acıyı
Özlerim insanı canan bacıyı
Kaldıramaz oldum bunca sancıyı
Yel vurur kırılır dalım gurbette.
Sayfa 115 deki “Elde Sazımla” başlıklı şiirden:
Kızıldere’deki açan güllerde
Umudun üstünü örten tüllerde
Sivas ortasında sönen küllerde
Yakılır sözlerim elde sazımla.”
Artvinli Ozan İbrahim Haholu ( Ozan Deli Çoruh ) kimdir?
Ozan Deli Çoruh 1963 yılında Yusufeli'nin Ersis (şimdiki adı Kılıçkaya) köyünde doğdu. Asıl adı İbrahim Haholu'dur. İlk ve ortaokulu Artvin'de, liseyi Artvin ve Ankara'da bitirdi. Yöresinde aşıklık geleneğine bağlı olarak yaklaşık 10 yaşından itibaren şiir yazmaya başladı.
Ozan DeliÇoruh, okuduğu kitaplar ve zamanla karşılaştığı şairler aracılığıyla kendini geliştirdi. Mahlası ise sonraki yıllarda Ozan İnci tarafından verildi. Başta Elesker (1821-1926), Efkari (1900-1981), Ferman Baba (1922-1996), Zevraki (1922-2010), Ozan Kaçkar, Bekir Karadeniz, Ozan İnci gibi birçok kişiden esinlenen Ozan DeliÇoruh hemen her konuda yazmaktadır.
Aydın Karasüleymanoğlu Kimdir?
Bürokrat ve Yazar. Yusufeli’nin Öğdem köyünde doğdu. Lisede iken yerel gazetelerde yazılar yazmaya başladı. Liseyi bitirdiği yıl Artvin Folklor Derneği’nin kurulmasına öncülük etti ve yönetim kuruluna seçildi. Artvin’in Sesi gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Ankara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi. Hem okuyup hem çalıştığı yıllarda Yeni Tanin gazetesinin sanat-edebiyat sayfasını yönetti. Ankara’daki 7 Mart etkinliklerinde aktif görevler aldı, kurtuluş günü ile ilgili dergiler çıkardı. Artvin Halkoyunlarının Ankara’da yayılması için kurslar düzenledi. Çıra adında bir gazete yayınladı. 1967’de Yeni Tanin gazetesinde “Türkiye’nin İsviçresi: Artvin” başlıklı yazı dizisi ile Artvin’in turizm konusundaki sorunlarını dile getirdi. Askerlik dönüşü Etibank’ta çalışmaya başladı. Daha sonra Güneş Matbaacılık T.A.Ş’nde Müdürler Kurulu raportörlüğünü yaptı. Özel şirketlerde çalıştıktan sonra matbaa işletmeciliği yaptı. Bu arada ünlü şair ve yazarların da yazdığı Evrim edebiyat dergisi ile Şamar mizah dergilerini çıkardı. Birçok kültür ve mizah dergilerinde yazılar yazdı. Sanat ve kültürle ilgili panellerde konuştu, bazılarını yönetti. Çalışanlarına ücret ödeyemez durumda iken Spor-Toto Teşkilatının başına getirildi ve yaptığı köklü değişiklik ve yeni projelerle kısa sürede Spor-Toto’da rekor gelişmeler sağladı ve spor basınınca “Mucize Adam” olarak nitelendirildi. Bu görevde iken Yusufeli Karakucak Güreşlerine önemli katkı ve hizmetlerde bulundu.Emek Matbaacılık A.Ş. Yönetim Kurulu üyeliği, Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş. Denetleme Kurulu üyeliği, fahri olarak Spor-Koop ve Artvin Kalkınma ve Eğitim Vakfı Kurucu Yönetim Kurulu üyeliği, bazı spor kulüplerinin fahri başkanlığı, Spor Yüksek Kurulu üyeliği, Gazeteciler Sendikası Denetleme Kurulu üyeliklerinde de bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesinde bir süre çalışıp Devlet Denetim Elemanları Derneği Genel Koodinatörlüğü yaptı. Basıma hazırladığı otuz adet dünya çocuk klasikleri, her biri altı kez basılarak toplam bir milyon satıldı.Çeşitli konulardaki yazıları Milliyet, Cumhuriyet, Ulus ve birçok gazetenin yanısıra çeşitli dergilerde de yayınlandı. Artvin’in sorunlarıyla ilgili yüzden fazla makalesi yayınlanan Karasüleymanoğlu, literatürümüze “Doğunun Kırkpınarı: Yusufeli”, “Açık Hava Müzesi ve Botanik Bahçesi Artvin”, “Mertliğin, Dürüstlüğün, Çalışkanlığın Simgesi: Yusufeli” vb. gibi tanımları da kazandıran kişidir. Artvin’le ilgili çok sayıda proje hazırladı. Ankara’da kurulan çeşitli il ve ilçe dernek ve vakıflarının kurucu üyeliklerini, yöneticiliğini ve başkanlıklarını yaptı. Emekli olduktan sonra halen yayın işleri ile uğraşmaktadır. Folklor araştırmacısı, yazar Şahver Karasüleymanoğlu ile evli olan Aydın Karasüleymanoğlu üç çocuk babasıdır. Karasüleymanoğlu’nun yayınlanmış 17 kitabı bulunmaktadır: Şiir: Zeyno (1970), Ankara’nın Havası Kirli (1972), Gelin Dost Olalım Topluma Sevgi Sunalım (1991); Öykü: Farenin İdamı (1961), Torpilin Yoksa Nah Girersin İşe (Mizah, 1993); Çocuk öyküleri: Güvercin Gülleri (1980), Dağ Söyledi Gök Dinledi (1980), Sevgi ve Barış Anıtı (1980), Özgürlük Önümüzde (1980); Deneme: Yeni Boyutlarıyla Spor (1986); Taşlamalar: Kitaba Düşman Olur Kitapsız Olan (1985), Taş Devri, Tunç Devri, Puşt Devri (1985); Mektup: Türk Gençliğine Açık Mektup (1967); Biyografi: 43. Hizmet Yılında M. Adil Özder (1972); Resimli çocuk kitabı: Şiirlerle Nasrettin Hoca (1998); Antolojiler: Çoruh’lu Genç Şairler (1962), Fakülteli Ozanlar (1965) ve hazırladığı 30 adet Dünya Çocuk Klasikleri.
ETİKETLER :
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
Çok Güzel
Güzel
İyi
Kötü
GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı